13 Aralık 2008 Cumartesi

Doğu ve Batı Arasında İslam



Türkiye'de nesiller bütük trajedilerle birlikte büyürler. Bu trajediler kimi zaman kendi yudumuzun kimi zaman kalben bağlı bulunduğumuz toprakların trajedeleri olagelmiştir. Son iki yüzyıl sadece bu trajedilerin tarihidir bizim için. Benim neslimin trajedesi ise Bosna'dır. Ben tüm çocukluk ve ergenliğimi oradaki kan ve gözyaşı selini duyarak ve izleyerek geçirdim. Tüm dualarımda onların adı vardı ve o trajedinin parlayan yıldızı büyük alim Aliya İzzet Begoviç benim kahramanım olmuştu.

Bosna ziyaretim sırasında yüreğimi sanki bir parçasını da o topraklardaki şehit mezarlarında bırakmıştım. O günden sonra hiç bir zaman ben eskisi gibi olamadım. Bir insanın bir insana bunları yapabileceğini görmek fecii bir tecrübe oldu. Benim fantazilerimde bile görmeyeceğim psikopatlıklar Boşnaklara reva görülmüştü.

O milletin en büyük alimlerinden ve ilk devlet başkanı Aliya'nın bir çok bilimsel yapıta imza attığını bilen ise çok az kişi vardır. Avrupa müslümanlığının son büyük aliminin bu eseri aslında bizim topraklardaki kafa karışıklığının da kökenleri inceleyen büyük bir felsefik eser olarak kitaplıklarda yerini almalı.

İslam'ın politik yönünü hiç ele almadan, Batı felsefesinin temelleri ile İslam'ın bakış açısını karşılaştıran ve karşılık dönüşümlerini inceleyen bir eser. Kavram kargaşalarını ortadan kaldırma konusunda öğrenilebilecek birçok konu var.

Uzun ama keyifli bir anlatım.

Hiç yorum yok: