25 Aralık 2008 Perşembe

Işık Bahçeleri



Yazar: Amin Maalouf

Antik Çağ çok bilgi sahibi olduğum bir zaman dilimi değil. "Amin Maalouf roman yazmışta okumaz mıyım" diyerektene okudum bu kitabı. Bir baktım ki, Manizm'in kurucusunun hayatını anlatan bir roman. Tabi aralarda bol bol dönemin İran'ında hüküm süren Sasanilerin tarihinden de alıntılar var. Klasik bir Amin Maalouf eseri. Sürükleyici, ayrıntıları bol ve hiç bitmesini istediğiniz...

15 Aralık 2008 Pazartesi

Aşk Coğrafyasında Konuşmalar


Yazar: Nihat Genç

Nihat Genç ilginç bir yazar. Sky Türk'teki yorumları vasıtasıyla tanıdığım hem üslubundan hem de anlattıklarından olumlu yönde etkilendiğim biri. Bu kitabında da, bizi biz yapan değerleri kendi ülubu ile ve sanki konuşur gibi anlatmış. Zaten, kitapta tv yorumlarından bir derleme.

Neden şu anda zillet içindeyiz sorusuna verdiği cevaplar benim de kendi kendime bulduğum çözümlerle örtüştüğü için bir kat daha tatmin oldum.

Zaman buldukça birkaç kitabını daha okumayı planlıyorum.

13 Aralık 2008 Cumartesi

Doğu ve Batı Arasında İslam



Türkiye'de nesiller bütük trajedilerle birlikte büyürler. Bu trajediler kimi zaman kendi yudumuzun kimi zaman kalben bağlı bulunduğumuz toprakların trajedeleri olagelmiştir. Son iki yüzyıl sadece bu trajedilerin tarihidir bizim için. Benim neslimin trajedesi ise Bosna'dır. Ben tüm çocukluk ve ergenliğimi oradaki kan ve gözyaşı selini duyarak ve izleyerek geçirdim. Tüm dualarımda onların adı vardı ve o trajedinin parlayan yıldızı büyük alim Aliya İzzet Begoviç benim kahramanım olmuştu.

Bosna ziyaretim sırasında yüreğimi sanki bir parçasını da o topraklardaki şehit mezarlarında bırakmıştım. O günden sonra hiç bir zaman ben eskisi gibi olamadım. Bir insanın bir insana bunları yapabileceğini görmek fecii bir tecrübe oldu. Benim fantazilerimde bile görmeyeceğim psikopatlıklar Boşnaklara reva görülmüştü.

O milletin en büyük alimlerinden ve ilk devlet başkanı Aliya'nın bir çok bilimsel yapıta imza attığını bilen ise çok az kişi vardır. Avrupa müslümanlığının son büyük aliminin bu eseri aslında bizim topraklardaki kafa karışıklığının da kökenleri inceleyen büyük bir felsefik eser olarak kitaplıklarda yerini almalı.

İslam'ın politik yönünü hiç ele almadan, Batı felsefesinin temelleri ile İslam'ın bakış açısını karşılaştıran ve karşılık dönüşümlerini inceleyen bir eser. Kavram kargaşalarını ortadan kaldırma konusunda öğrenilebilecek birçok konu var.

Uzun ama keyifli bir anlatım.

20 Ekim 2008 Pazartesi

İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı


Yazar: İlber Ortaylı

Bazı kitaplar vardır şarap gibi derler. Gerçi ben şaraptan anlamam ama zamanı geçtikçe güzelleşen okuduğunda farklı şeyler anladığın kitaplardır bunlar. Benim için bu kitap öyle bir şey. Baştan sona 2. kez okudum. Ama bazı bölümlerini belki 10 kez okumuşumdur. Hayat tecrübem, bilgi birikimim ve gelişen olaylara baktıkça kitabı daha iyi anlamak mümkün oluyor. Tam bir başucu kitabı.

Tarihte, hep merak ettiğim bir dönem vardır. Yakın çağ ve sonraki endüstriyelleşme çağı. Bununla ilgili tabiri caizse ne bulsam okurum. Tüm tarihleri çapraz şekilde okumak çok hoşuma gidiyor ama en az bilgi bizim tarihimize dair var. 19. yüzyıl sanki hiç yaşanmadı bizde. Bu kitap tam da o dönemi anlattığı için çok hoşuma gidiyor. Viyana kuşatması ile bizim tarihimiz en azından okulda öğretilen tarih biter. Halbuki, asıl tarih o noktadan sonra hızlanır. Tamam kayıpların ve zilletin başat olduğu dönemdir ama bugünümüzü anlatan yegane asırdır.

Üstat bunu anlatarak büyük bir hizmet yapmıştır. Her kitap gibi, bayıltmadan ve ekstra efor sarf etmeden, gereksiz ayrıntılara boğmadan konunun özünü analitik olarak anlatmış.

Şahaser !

22 Eylül 2008 Pazartesi

Kitab-ı Aşk


Yazar : İskender Pala

Aşkın kitabını bu ilk okuyuşum değil. İlk çıktığı günlerde alıp hemen okumuştum. İskender Pala yaşayan en büyük divan şiiri bilginidir ve bu özelliğine de yaptığı yorumlara da büyük bir saygı duyuyorum. Başka birkaç kitabını daha okumuşluğum vardır.

Kitab-ı Aşk, bir doğulu gibi aşkı tarif ediyor. Bir çok açıdan ve bir çok yöntem ile bunu başarabiliyor. Aslında üstadın önceki eserlerinden alınmış yazılardan derlenmiş bir kitap ama konuya göre süzülmüş yazılar.

Çok uzun uzadıya billinenleri tekrar etmiyor. Ünlü şairlerin beyitlerinden hareketle kendi ruhunu yansıtıyor eserde. Belki de beni cezb edende budur. Yani esere orjinallik katılması.

11 Eylül 2008 Perşembe

Kapitalizm ve Kapitalizmin İktisadı, Eleştirel Bir Tarih


Yazar: Douglas Dowd


Bu aralar bu blogu ihmal ettim. Ama bu okumadığımdan değil.

Kapitalizm ve bunu tarihi, felsefik kökenleri pratik hayat anlayışı benim için hep bir merak konusu. Ondan dolayı nerde bu konuya ucundan kıyısından değinen bir kitap bulsam alırım. Geçenlerde uçağımı beklerken D&R dan aldığım bu kitapla bu alışkanlığımın gereğini yapmış oldum. Normal de hiç kitap almayı sevmediğim popülerize bir yerdir D&R. Herneyse...

Bu kitabı yazan kişinin kitaptaki yer alan özgeçmişini okuyunca etkilenmiştim aslında. Alma kararımı etkileyen en önemli şey buydu. Ama maalesef ilerleyen sayfalar tamamen fiyaskoya dönüştü benim için. Kitap bir türlü tarihi kronolojik bir eser mi yoksa felsefik eleştirel bir eser mi karar verememiş. Adına bakarsak ben eleştirel bir eser bekliyordum ama beklidiğim kıvam ve kalitede değil. Bir de çevirenin özensiz işçiliğide eklenince okunması keyif vermeyen bir kitap olmuş.

Tabii, kapitalzm için İngiltere'nin ne kadar önemli olduğuna olan vurgu yerinde ama yetersiz. Amerikan kapitalizm gelişmesinin ve bunun toplumsal yapıyı etkilediği hiç anlatılmamış. En olumlu şey Alman ve Japon kapitalizm gelişmelerine dair açıklamalar oldu. Çok az bilgim olan bir konuda birkaç şey öğrenme şansı verdi.

7 Temmuz 2008 Pazartesi

Tarihin Sınırlarına Yolculuk

Yazar: İlber Ortaylı

İlber Ortaylı, Türk fikir dünyasına büyük katkılar yapan bir ilim adamı bence. Tarih ile ilgili anlattıklarından çok tarihe bakış açısı nedeniyle kendisini seviyorum ve sürekli izliyorum. İnsanların anlayabileceği şekilde klişe tarih anlayışını sorgulayan ve tedrici olarak değiştiren biri.

Bu eserinde de ortalama bir İlber Ortaylı performansı bulabiliriz. Bize öğretilen en temel tarihi bilgilerin dahi nasıl yanlış olduğunu ve doğrularının ne olması gerektiğini anlatıyor. Bunları anlatırken tarihle barışmamız gerektiğini, tarih eğitimimizi neden revize etmemiz gerektiğini ve ne tür bir tarih anlayışına sahip eğitimciler, bürokratlar ve bilim adamlarına ihtiyacımız olduğunu açıklıyor.

10 Haziran 2008 Salı

Semerkant


Yazar : Amin Maalouf

Bir yazarın tüm eserlerini okumak nasıl bir duygudur? Ben duyguyu Amin Maalouf ile yaşadım. Normalde, roman okumayı hele ki çeviri roman okumayı tamamen gereksiz görmeme karşın, Amin Maalouf bunu bozan tek yazar.
Tabii, bu kitapları YKY nin çevirisi ile okumakta bence önemli. Mükemmele yakın bir işçilik ile daha da mükemmel olan bir kurgu.
Ömer Hayyam, Doğu, İran, Oryantalizm ve her zamanki gibi bir erkeğin gözünden romantizm.
Anlatılan sadece bir hikâye değil, bir ülkenin tarihinden ilginç bir kesit. Bu ülke bizim yanı başımızda ama başka gezegendeymişçesine uzak bir ülke. İRAN.
Anlatılanlarda ki ayrıntılar ne kadar gerçekçi ya da objektif bilemiyorum ama anlatış tarzı ile hiç bitmesini istemediğim diğer Amin Maalouf eserleri gibi bir tat bıraktı.
Keşke hiç bitmeseydi...


1 Haziran 2008 Pazar

Tepki Cephesi Piyasa İmparatorluğuna Karşı

Yazar: Osman Ulagay

Osman Ulagayın daha önce "Quo Vadis" kitabını okumuştum. Zaman zaman da Milliyet'te ki yazılarını takip ediyorum. Kendine özgü çizgisinde kalarak AB-Türkiye ilişkilerini, Avrupa Birliği anayasasının Fransa ve Hollanda'da rededilmesinin nedenlerini sorgulayarak değerlendirmiş. Çok özgün bir fikir edinememişsemde ve konu biraz bayatlamışta olsa kitap zaman kaybı değildi.

AB-Türkiye ilişkilerinin acayip doğasını anlamak üzere okuduğum eserlerden biri olarak kalacak. Ama ilişkilerin doğasına dair bir çözümleme içermemesi açısından zayıf bir çalışma. Bununla beraber içerdiği ve AB tarafından yapılmış olana kamuoyu yoklamaları Türkiye'nin sıradan avrupalı tarafından nasıl görüldüğünü anlatması açısından yararlı.

14 Mayıs 2008 Çarşamba

Büyük Osmanlı Projesi

Yazar: Mustafa Armağan

Adını üstünde Osmanlı'ya dair bir kitap...Aslında beklentim Osmanlı devlet ve hayat pratiğinin bugüne yansımasına dair birşeyler bulabileceğim yönünde idi. Ama bunun yerine biraz popülerize bir çalışma ile karşılaştım. Gerçi haksızlık yapmamak lazım zirâ, ince bir işçilik var. Şöyle ki, bir çok tarih kitabında mesnevi ve hikaye tarzı şeylere yer verilir ve padişahlarımızın üstünlüğüne vurgular yapılarak methiyeler düzülür. Bu kitapta kayıtları ile anlatılan herşeyin kanıtları sunuluyor. "Bilinmeyen Osmanlı" havasında ama daha az bilimsel bir eser.

İçerik olarak bir çok çarpık ve yanlış bilinen konuyu açıklamayı hedef edinmiş çalışma. Genel olarak popüler olarak Osmanlı'nın neden coğrafi keşif yapamadığından, kadınların sosyal hayattaki yerlerine kadar birçok konuya kısa kısa değinmiş yazar. Akıcı ve ilginç konulara yer vermesi okumayı kolaylaştırıyor. Çerez niyetine okunabilir :-)

2 Mayıs 2008 Cuma

Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu


Yazar: Max Weber

Bu kitabı kişisel ilgi alanıma giren bir konu olan homo-economicus un gelişimi ile ilgili olduğu için okumak istemiştim. Zira, feodal toplumdan nasıl bir zihinsel kırılma ile endüstriyel topluma geçildiğine dair çoğu yüzeysel bilgilerim vardı. Ama bu kitap sayesinde bizim tarihimizde hiç olmayan bir kırılmanın yaşandığı hristiyan toplumlarını (çok objektif bulmasamda) tanıma imkânım oldu. Reform ve uzantısı olan Protestanlığın nasıl bir felsefesi olduğu, bu felsefenin kapitalist mantığı nasıl beslediği ve meşrulaştırdığını anlamak adına çok yararlı bir eserdi.
Tabii okurkende, asıl cevabını aradığım neden bizim değilde batılıların bu ilerlemeyi yapabildiğini anlamak mümkün oldu. Yaygın inanışın tersine dine bağlanma nedeni ile değil de dinden kopuş nedeniyle geri kaldığımıza dair olan inancımı Max Weber de teorileri ile desteklemiş oldu. Çünkü, ilk endüstriyel toplumlar sandığımız gibi dinden uzak hatta dinsiz toplumlar değil tam tersine iş ahlâkında zirve yapmış ve asketik toplumlarmış.
Keşke bunu, Tanzimat, Meşrutiyet "aydınları" ve ilk Cumhuriyet jakobenleri de görebilselermiş.