10 Haziran 2008 Salı

Semerkant


Yazar : Amin Maalouf

Bir yazarın tüm eserlerini okumak nasıl bir duygudur? Ben duyguyu Amin Maalouf ile yaşadım. Normalde, roman okumayı hele ki çeviri roman okumayı tamamen gereksiz görmeme karşın, Amin Maalouf bunu bozan tek yazar.
Tabii, bu kitapları YKY nin çevirisi ile okumakta bence önemli. Mükemmele yakın bir işçilik ile daha da mükemmel olan bir kurgu.
Ömer Hayyam, Doğu, İran, Oryantalizm ve her zamanki gibi bir erkeğin gözünden romantizm.
Anlatılan sadece bir hikâye değil, bir ülkenin tarihinden ilginç bir kesit. Bu ülke bizim yanı başımızda ama başka gezegendeymişçesine uzak bir ülke. İRAN.
Anlatılanlarda ki ayrıntılar ne kadar gerçekçi ya da objektif bilemiyorum ama anlatış tarzı ile hiç bitmesini istemediğim diğer Amin Maalouf eserleri gibi bir tat bıraktı.
Keşke hiç bitmeseydi...


1 Haziran 2008 Pazar

Tepki Cephesi Piyasa İmparatorluğuna Karşı

Yazar: Osman Ulagay

Osman Ulagayın daha önce "Quo Vadis" kitabını okumuştum. Zaman zaman da Milliyet'te ki yazılarını takip ediyorum. Kendine özgü çizgisinde kalarak AB-Türkiye ilişkilerini, Avrupa Birliği anayasasının Fransa ve Hollanda'da rededilmesinin nedenlerini sorgulayarak değerlendirmiş. Çok özgün bir fikir edinememişsemde ve konu biraz bayatlamışta olsa kitap zaman kaybı değildi.

AB-Türkiye ilişkilerinin acayip doğasını anlamak üzere okuduğum eserlerden biri olarak kalacak. Ama ilişkilerin doğasına dair bir çözümleme içermemesi açısından zayıf bir çalışma. Bununla beraber içerdiği ve AB tarafından yapılmış olana kamuoyu yoklamaları Türkiye'nin sıradan avrupalı tarafından nasıl görüldüğünü anlatması açısından yararlı.